ATEBETܒL HAKÂYIK
VE İLK DÖNEM TÜRKÇE İSLÂMÎ ESERLER SEMPOZYUMU

Hakkında Kurullar Program Bildiri ÖzetleriArama Albüm Destekleyenler İletişim

Bildiriyi Sunan
veyaöncekisonraki

Mevhibe Coşar

KTÜ Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Trabzon. mcosar@ktu.edu.tr

YAZARA İTİRAZ: ATABETܒL-HAKAYIK’TA METİNLERARASILIK

Eserler arasında ortaklıkların varlığı, insanın kültürü ortaya koyuş biçimini etkileyen bütün çevre ile birlikte düşünüldüğünde kaçınılmazdır. “Bütün kitaplar tek bir kitabı anlamak içindir” özdeyişi, her ne kadar Kur’an-ı Kerim’e gönderme yapsa da metinlerin başka metinlerin bir tekrarı yahut devamı olduğunun görmezden gelinemezliğine de vurgu yapar. Farklı kaynaklara atfedilse de en eski kaynağının İncil olduğu söylenen “there is nothing new under the sun” sözü; “güneşin [yahut gökkubbenin] altında yeni bir şey yok” derken insanoğlunun bütün yapıp etmelerinin orijinal olmayacağı gerçeğine işaret eder. Aslında bir çeşit insanı egosu önünde “hizaya çekme” olarak yorumlanabilecek bu uyarı cümlesi, söz gelimi klasik edebiyatın bütün bir varoluş mücadelesini de sarsar. Sürekli yenilik çabası içinde olan Divan sanatçısının hem söylenmişi tekrar etme mecburiyeti hem de söylenmemişi söyleme gayreti vardı. Ayvazoğlu (2002), sanatçının açmazını “söylediği hem söylenmiştir, hem söylenmemiştir.” ikilemi ile tarif eder. Söylenmemişi söylemenin engeli, söyleneni söyleme mecburiyetidir. Nitekim birden çok metin arasında kaçınılmaz biçimde bir alışveriş vardır. Aktulum (2008) bunu; “Her yazınsal metin, daha önce yazılmış metinlerden ayrı olarak yazılamaz; her metin açık ya da kapalı bir biçimde önceki metinlerden, yazınsal gelenekten izler taşır. Bu bağlamda her metin bir alıntılar toplamıdır. Bazı yazarlar, metnini oluştururken farkında olmadan başka metinlerden yararlanmış olur, bazıları ise bilerek yararlanır.” cümlesi ile ifade eder.

Karahanlı Türkçesinin temel eserlerinden biri olan Atabetü’l- Hakayık, ilk Türk-İslâm eserlerinden biri olmakla başlı başına bir değerdir. İstinsah tarihi belli olan nüshalarının en eskisi 1444 olarak gösterilse de 12. yüzyılın ilk yarısında kaleme alındığı varsayılan bu eser, Kutadgu Bilig ile aynı mevzuları içermesi ve bazı kısımlarının birbirine çok benzemesine rağmen dönemin parmakla sayılan eserleri arasında yer alması ile özgün bir kimlik kazanır. Muhtasar bu metin, Kutadgu Bilig ile içerik ve şekil yönünden birçok ortaklıklar gösterir. Yazılış tarihleri [12. yüzyılın ikinci yarısı], aruzun “feûlün feûlün feûlün feûl” kalıbı ile yazılmış olmaları şekil yönünden ortaklıkları ifade eder. İçerik ve metnin kurulması dönemin edebi eserlerindeki eğilimleri de ortaya koyar. Ancak Atabetü’l-Hakayık, Kutadgu Bilig dışında metinlerle de ilişki içindedir. Alanı biraz genişletilerek kalıp sözler, hadis ve ayetlere göndermeler göz önüne alındığında bu ilişkiler, metinlerarasılıkla açıklanacak bir boyut kazanır. Burada asıl önemli olan ise Edib Ahmet Yükneki’nin eserinin sonundaki iddiası ile metinlerarasılığın kadim gerçeği ya da metinlerin kaderi arasındaki çelişkidir. Yükneki, “kitap sahibinin özrü bahsinde eserini tanıtırken; “kim bu sözü başkalarının sözü ile mukayese ederse, hakikiyi sahte ile mukayese etmiş olur.” demektedir.

Bu bildiride Edib Ahmet Yükneki’nin eserine yüklediği bu anlam tartışmaya açılacak; bir eserde metinlerarasılığın kaçınılmazlığı ve bunun da esere değerinden bir şey kaybettirmeyeceği gerçeğine vurgu yapılacaktır. Atabetü’l-Hakayık, metinlerarasılık bağlamında ele alınarak ortaya koyduğu birikimin kaynakları belirlenmeye çalışılacaktır.

Anahtar Kelimeler:

Atabetü’l- Hakayık, metinlerarasılık, söylenmemişlik

Tarih/Yer:

29.6.2018.  (EDİP AHMET YÜKNEKİ SALONU). 14.00-14.15