ATEBETܒL HAKÂYIK
VE İLK DÖNEM TÜRKÇE İSLÂMÎ ESERLER SEMPOZYUMU

Hakkında Kurullar Program Bildiri ÖzetleriArama Albüm Destekleyenler İletişim

Bildiriyi Sunan
veyaöncekisonraki

Abdullah Eren

Prof. Dr., Ordu Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü. abdullaheren@odu.edu.tr

DÎVÂN-I HİKMET’TE GARİPLİK VE GARİPLER

Gariplik; gurbete düşme, yetimlik, zavallılık, kimsesizlik, yalnızlık, fakirlik, dertli olama, zulme uğrama ve çaresizlik gibi hâllerin bir ifadesidir ve bu özelliklerin biri, birkaçı veya tamamını taşıyan kimseler garip olarak adlandırılır.

İslamiyet gariplere ve onların korunması ve kollanmasına özel bir önem vermiştir. Bu hususta emir ve tavsiyeler içeren birçok ayet ve hadis bulunmaktadır. Gerek Asr-ı Saadet, gerekse daha sonraki dönemlerde bu yönde çok sayıda örnek uygulamalar mevcuttur. İslam’ın daha çok gönül dünyasında derinleşen tasavvufi anlayış da garipliğe ve gariplere büyük bir hassasiyetle yaklaşmıştır. Gariplik, tasavvufi yaşantıya sahip olanların derinlemesine tecrübe edip kıymet verdiği hâllerdendir. Bu hâl, başta kibir ve buna bağlı birçok günah ve kötü tabiatın zıddı olan ve onları ortadan kaldıran hususiyetleri barındırır. Tasavvufi düşünceye göre insanın garipliği, asıl vatanı olan ruhlar âliminden ayrılarak dünyaya gelişi ile başlar. Dünya, o âlemi özleyen kişi için bir gurbettir. Allah âşıkları bu gurbetin elemini en çok hisseden, kalbi hüzünlü kimselerdir. Hüzünlü kalp ise Allah’a yakınlığın bir göstergesidir. Tasavvuf erbabının garipliği ve gariplerle birlikte olmayı tercih etmelerinin sebebi önemli ölçüde budur.

Küçük yaşta hem anadan hem babadan yetim kalan, gurbetlere düşen ve altmış üç yaşından sonra yer altına çekilen; gerek maddi gerekse manevi garipliği bizzat yaşayan, tasavvuf yolunun pîrlerinden olan Hoca Ahmed Yesevî, Dîvân-ı Hikmet’inde yaklaşık yüz yerde gariplik ve garipler konusunu ele almıştır. Eserin daha başlangıcında Besmele içerikli dörtlüğün ardından, ikinci dörtlükte, gariplerin gönlüne girmeyi tercih edip, kalbi kırık olmayanlardan yüz çevirdiğini beyan etmesi ve ilk hikmetin dörtlüklerinin büyük bir kısmını garipliğin ve gariplerin ne derece önemli olduğunu anlatmaya ve ayrıca bir hikmetini bütünüyle gariplere ayırması onun bu konuya ne kadar ehemmiyet verdiğini gösteren örneklerden yalnızca birkaçıdır.

Bu çalışma, gariplik ve gariplerin Dîvân-ı Hikmet’te ele alınış şekilleri ve ifade ettikleri anlam derinliklerinin ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesi ve dolayısıyla kültürümüzün şekillenmesinde büyük katkısı olan Hoca Ahmed Yesevî’nin konuyla ilgili düşünce ve bakış açılarının tespit ve tahliline yöneliktir.

Anahtar Kelimeler:

Hoca Ahmed Yesevî, Dîvân-ı Hikmet, Gariplik, Garipler, Tasavvuf

Tarih/Yer:

28.6.2018.  (YUNUS EMRE SALONU). 16.15-16.30