ATEBETܒL HAKÂYIK
VE İLK DÖNEM TÜRKÇE İSLÂMÎ ESERLER SEMPOZYUMU

Hakkında Kurullar Program Bildiri ÖzetleriArama Albüm Destekleyenler İletişim

Bildiriyi Sunan
veyaöncekisonraki

Fikret Türkmen

Prof. Dr., Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü E. Öğretim Üyesi, Turkmen.fikret@gmail.com

Yunus Emre’nin Batı ve Doğu Edebiyatlarındaki Yeri

Anadolu Türk Halk Edebiyatının kurucusu, büyük mutasavvuf Yunus Emre, bir taraftan Ahmet Yesevi ve Horasan erenlerinden gelen kültürü devam ettirmiş, bir taraftan da akıncı toplumdan, ekinci topluma geçişi hızlandırmış, kendine has bir sentez yaratmıştır. Böylece kültür birliğimizin devamını sağlamıştır.

Milli duygu ve düşüncenin yeni medeniyet unsurlarıyla yeni coğrafyada uyum sağlamasını temin etmiştir.

Yunus Emre, konu olarak insanı işlemişti.Kainatın ölçüsü olarak insanı almak, M.Ö. 5. yy.’da batıda başlamış günümüzdeki yeni ve modern felsefelere kadar gelişerek devam etmiştir. Ekzistantializm (Varoluşçuluk) de olduğu gibi aynı düşünce doğuda da Konfüçyüs ve Buda ile temsil edilmiştir.

Yunus Emre’nin bu çerçeve içinde yeri nedir? Onu çağdaşları olan başka mistik şairlerle karşılaştırırsak, nereye yerleştirebiliriz?

Bu konuda, maalesef çok az araştırma yapılmıştır. Bunlardan biri ünlü Türkolog Prof. Dr. Andreas Tietze’nin “Yunus Emre ve Çağdaşları” başlıklı araştırması bu konuya ilk dikkati çeken araştırmadır.

13. – 14. Yüzyıllarda epico-mystique ve mistique şairlerde batı dünyasında Latince, doğu İslam dünyasında ise Arapça’nın tekeli söz konusudur. Halk arasında bu tekellere karşı milli dili devam ettirme eğilimleri güçlenmeye başlar. Bu güçlenme sırasında Anadolu’da Yunus Emre, İtalya’da Asisli Françesko, Almanya’da Mecthild, Hollanda’da Hadewiich, İsveç’te Brigitta gibi şairler hem insanı işleyen şiirler yazmışlar, hem de Latince yerine milli dille fikirlerini halka iletmeye çalışmışlardır.

Biz bildirimizde,bu şairlerin yaptıkları ve yapmak istedikleri ile aynı zaman diliminde yaşayan ve aynı şekilde halka, halkın diliyle hitab eden Yunus Emre’yi karşılaştıracağız .

Aynı şekilde Yunus’u Doğu edebiyatlarından bazı şairlerle karşılaştırıp Peştu ve Sind şairlerinden örnekler vererek Yunus’un yerinin neresi olabileceğini irdeleyeceğiz. Bunu yaparken karşılaştıracağımız şairleri hayali bir seminerde buluşturacak ve her şairin fikirleini kendilerine söyleteceğiz. Mesela, Yunus’un ilahilerine benzeyen İtalyan azizi Francesco’nun ‘’övme, sena’’ anlamına gelen ‘’laude’’lerinden ilahi aşkla birlikte beşeri aşkı müzikle nasıl terennüm ettiğini karşılaştıracağız. Bunun şiirlerine Yunus Emre’nin söylediği; (…) Hakk’ı seven kişinin Hak’tan gönlü ayrılmaz Avret aşık gibi sevip yine ayrılmaz (Tietze, 234) Deyişini Francesco’ya cevap olarak değerlendireceğiz. Batılı bu şairlerin tamamında aşk, ister ilahi ister beşeri olsun aşkı anlatılırken halkın anlayacağı halkın milli dilini tercih etmeleri ortak noktalar olarak değerlendirilecektir. Ama bunların hiçbirinde Yunus’un söylediği; ‘’Sevdiğimi söylemesem sevmek derdi beni boğar.’’ Deyişindeki anlam ve estetik bulunmamaktadır. Sonuç olarak Yunus Emre’yi dünya edebiyatındaki layık olduğu yere yerleştirmemiz bizim en büyük ve asli görevimiz olmalıdır.

Anahtar Kelimeler:

Yunus Emre ve Batı Mistik Edebiyatı, Francesco ve Yunu Emre, ilahi aşk, halk dili ve Yunus Emre, Doğu Edebiyatında Yunus Emre

Tarih/Yer:

28.6.2018.  (YUNUS EMRE SALONU). 11.30-11.45