ATEBETܒL HAKÂYIK
VE İLK DÖNEM TÜRKÇE İSLÂMÎ ESERLER SEMPOZYUMU

Hakkında Kurullar Program Bildiri ÖzetleriArama Albüm Destekleyenler İletişim

Bildiriyi Sunan
veyaöncekisonraki

Ebülfez Amanoğlu-Esmer Memmedova

Prof. Dr., Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi, Nahçıvan Kültür Dil ve Edebiyat Enstitüsü Başkanı

Karahanlı Türkçesi ürünü“Atebetül-hakayık” ve Azerbaycanda araştırılması üzerine bir inceleme

Karahanlı devleti 10.yüzyılda kuruldu. Bu devletin hudutları Balasagun, Özkend ve Tarım havzasını kapsıyor, Balkaş gölü Hindguş ve Karakorum dağları eteklerine kadar uzanıyordu. 11.yüzyılda bu devlet ikiye ayrıldı: Doğu hakanlığının iki merkezi vardı: I. Balasagun, II. Kaşgar. Batı hakanlığı Maverennehr ve Ferganeyi ihat? edir, Cungariya çölü ve Teklemekan sahrasına kadar uzanıyordu. XI asrın sonlarından başlayarak hakimiyet tedricle Selcuklara geçti. 1212-ci ilde batı Karahanlı devleti tamamile yıkıldı.

Karahanlı devleti zamanında kültür, bilim, sanat hızlı bir şekilde gelişmektedeydi. Tesadüfi değildir ki, Türk Dünyasının «Divanü-luğat-it-türk», «Kutadgu bilig» gibi sanat incileri Karahanlılar devletinin zamanında kaleme alınmıştır. Böyle bir ortamda az sonra tasavvuf konusunda Hoca Ahmed Yesevinin «Divani -hikmet» (12.yy) ve Edip Ahmed Yügnekinin «Atebetül-hakayık» gibi eserleri meydana çıkmıştır.

Belli olduğu gibi, XI –XIV. asırlarda Türk medeniyetinde, edebiyatında tasavvuf öğretisinin ilkeleri ön plana geçmişti. Mütefekkir şair ve filosofların, tarihcilerin eserlerinde, risale ve tezkirelerinde tasavvufi görüşler geniş yer tutmaktaytı. İlk devirlerde Tasavvufi Türk edebiyatı İslam hayat tarzı, İslam ahlak normları, fıkh kanunları esasında terbiye işlerinin yürütülmesini Orta Asya insanları arasında yaymaya gayret ediyordu. Ahmed Yügnekinin bu menzumesi de didaktik meseleleri ihate edir. O, devirdeki toplumsal, siyasi, iktisadi, dini ve ahlaki münasibetleri düzene sokmak için tasavvuf etkisinde bulunan şair kendi felsefii düşüncelerini okuyucuya talkin ediyor. Büyük mutasavvıf kendi döneminin insanlarını dini ilkelere dayanarak insafa, adalete, marifete, ahlaki saflığa, comertliğe sesliyor.

“Atebetül-hakayık”ın 6 nushası bellidir.Eserin ilk nushası uyğur alfabesiyle 1444 senesinde istinsah edilmiştir. Bu nushayı Necib Asım 1918 yılında yayınlatmıştır. Abidenin en mükemmel basımı 1951 yılında R.Arat tarafından gerçekleştirilmiştir. Burada ilk defa eserin esas nushalara dayanarak ilmi-tankidli metni tertiplenmiştir. R.Arat yayını türkolojide bir olay niteliği taşımaktadır.

”Atebetül-hakayık” türkolojide bir takım araştırmalarn konusu olmuşdur. Bu eser hakkında Necib Asımın neşrinden sonra Batı Avrupada J. Deni ve T. Kovalskinin makaleleri yayınlanmıştır. Rus alimi Y.E.Bertels de Necib Asımın neşri esasında eserin edebi tahlilini vermiştir.

Eserin adı hakkında çeşitli varsayımlar oluşmuştur. Bazı araştırmacılar abidenin adını «Aybetül xakaik», ikinciler «Hibetül hakayiq», üçüncüler «Atebetül-hakayık» şeklinde takdim etmekteler. «Atebetül-hakayık» ifadesi Arapça olup « Hakikatların töhfesi» anlamına gelmektedir.

Abidenin dili Türk dillerinin d gurubunun özelliklerini yansıtmaktadır. D gurubu dilleri de eski Türk dilleri olarak kabul edilmektedir. Ona göre de abidenin gerek söz varlığında, gerek gramer yapısında arkaik unsurların kullanılması dikkati çekmektedir. Gözlemlerimiz gösteriyor ki, eser diline ve içeriğine göre Yusuf Balasagunlunun «Kutadgu bilig» eseri ile yakından çağrışım yapmaktadır. Buna dayanarak rus türkologu S.Y.Malov bu abidenin hatta «Kutadgu bilig»den önce kaleme alındığını iddia etmektedir.

Yukarıda belirtildiyi gibi, eserin en eski nushasi 1444 yılında istinsah edilmiştir. Maalesef bu yazma nushanın istinsah edildiyi önceki nushadan haberimiz yoktur. Ona göre de eserin yazılma tarihi hakkında mühtelif varsayımlar ortaya çıkmıştır. Böyle ki, Atebetül-hakayık”ın S.Y.Malov X – XII. yy., N.A.Baskakov XI- XII. yy., R.Arat XII – XIII. yy., E.Nacip XIII. yüzyılda kaleme alındığını gösteriyor. Eserin hangi dilde yazılması konusunda de muhtelif görüşler meydana çıkmıştır. Eserin hangi dilde yazılması hakkında abidenin içinde Kaşğar tili deye ifade geçiyor ve bu işi kolaylatırmaktadır. Kaşgar tili denildiğinde Karahanlı Türkçesi kast edilmektedir. Bu dili aynı zamanda Hakaniye Türkçesi de adlandırmışlardır.

Sovyetler Birliyi döneminde Türklük bilgisinin, tebliğatı, araştırılması yasak edilmişti. Bu yüzden bu konular ancak 1980`li yıllardan başlayarak literatürde ele alınmıştır. Bu bakımdan Prof. Dr. Ferhat Zeynalovun “Eski Türk yazılı abideleri” kitabı dikkati çekmektedir. Bu kitap üniversite öyrencileri için ders kitabı olarak yazılmıştı. Bağımsızlık döneminde eski Türkçe, orta Türkçe konuları geniş alanda okutulmaya ve araştırılmaya başladı. Bu dönemde Prof.Dr. Nizami Caferovun 4 ciliti kapsıyan “Türk Halkları Edebiyatı” antolojisi dikkati çekiyor. Burada eski Türk dönemi, orta Türkce dönemi yazarları ve eserleri gözden geçirilmiş, bu eserlerden örnekler kitapta yer almıştır. Az sonra bu satırların yazarı bendeniz Prof. Dr. Ebülfez Amanoğlu Eski Türk yazılı abideleri materyelleri serisinden 12.yüzyılın Orta Asyada yaşamış ünlü Türk düşünür ve şairi Edip Ahmed bin Mahmut Yügnekinin “Atebetül-hakayık” eseri hakkında 1993 yılında Baküde bir kitap bastırmıştır. Söz konusu kitapta abidenin içeriği, dil özellikleri, tarihi, yazma nushaları hakkında ayrıntılı bilgi verilmiştir.

Şunu da belirtelim ki, 2018 yılı UNESKO tarafından “Atebetül-hakayık” yılı ilan olunmuştur.Bu karar bağlamında biz “Atebetül-hakayık” konusunu yeniden ele aldık,araştırmaları genişlettik. Bir takım çalışmalar sonucunda Baküde “Atebetül-hakayık Karahanlı dönemi abidesi XII.yy.” isimli kitabımız yeniden basıldı, gün işığına çıktı. Bu seme içinde basılan söz konusu kitapta XII. yy. Karahanlı Türkçesi döneminde kaleme alınmış olan “Atebetül-hakayık” menzumesi ayrıntılı şekilde araştırılmıştır. Aynı zamanda bu kitapta R.Arat çalışmalarına dayanarak eserin transkripsiyonu, Azerbaycan Türkçesine çevirisi, izahlar, sözlük ve abidenin B nushasının tıpkıbasımı verilmiştir. Kitap bilim adamları ve geniş okuyucu kitlesi için yayınlanmıştır.