ATEBETܒL HAKÂYIK
VE İLK DÖNEM TÜRKÇE İSLÂMÎ ESERLER SEMPOZYUMU

Hakkında Kurullar Program Bildiri ÖzetleriArama Albüm Destekleyenler İletişim

Bildiriyi Sunan
veyaöncekisonraki

Ahmet Turan Doğan

VIII-XV. YÜZYILLARDA OĞUZLARIN DİLİ TÜRKÇENİN EN YEĞNİSİ MİYDİ?

Ünlü Türk dili uzmanı Kâşgarlı Mahmud, Dîvânu Lugâti’t-Türk adlı eserinde döneminin Türkçeleri hakkında çeşitli bilgi ve örnekler verirken dikkatimizi çeken şu bilgiyi de paylaşmıştır: Dillerin en hafifi Oğuzlarınkidir. En doğrusu; Yağma ve Toxsılar ile tâ Uygur şehirlerine kadar Etil, Yamar, Ertiş, Ila vadilerinde oturanlarınkidir. En fasihi ise Hâkiniye (Karahanlı) hanlarının ve onlarla münasebette olanlarınkidir (Ercilasun ve Akkoyunlu, 2015: s. 11). Atalay ise bu kısmı şöyle çevirmiştir: Dillerin en yeğnisi Oğuzların, en doğrusu da Toxsı ile Yağmaların dilidir. Uygur şehirlerine varıncaya dek Ertiş, Ila, Yamar, Etil ırmakları boyunca oturan halkın dili doğru Türkçedir. Bunların en açık ve en tatlısı Xakaniye ülkesi halkının dilidir (2013: C-I s. 30) Görüldüğü üzere Kâşgarlı, eserinde dönemin Türkçelerini çeşitli açılardan sınıflandırırken Oğuzcayı da dönemin en yeğni / en hafif Türkçesi olarak nitelendirmiştir. Biz de bu ifadeden yola çıkarak Kâşgarlı’nın kaydından ne anlamız gerektiğini, onun aslında neyi kastettiğini VIII-XV. yüzyıllar arasına ait Oğuzca verilerden yola çıkarak örnekleriyle ortaya koymaya çalışacağız.

Araştırmacıların üzerinde ittifakla durdukları konu Oğuzların zamanla bir araya gelmiş boylar federasyonu olduğudur. Oğuzlar, bu federasyonu ne zaman ve ne şekilde oluşturdu, bilinmez ancak şurası açıktır ki Kâşgarlı’nın verileri derleyip yazıya geçirdiği XI. yüzyılda Oğuzlar, diğer Türk boylarından farklı bir Türkçeye sahiptiler. Aynı zamanda, Oğuzları oluşturan Türk boylarının da öteden beri kullandıkları Türkçe bakımından hem birbirlerine yakınlıkları hem de diğer Türk boylarından birtakım farklılıkları vardı. Ancak, Türklerin önemli bir bölümünü oluşturan Oğuzların VIII-XIII. yüzyıllar arasında doğrudan kendi ağızlarına dayalı bir yazı dilleri olmadı. Bundan dolayı da Oğuzcayla ilgili en eski bilgileri Türk dilinin diğer tarihi lehçelerine ait eserlerden çıkarabiliyoruz. Bu sebeple de çalışmamızı yürütürken başta Dîvânu Lugâti’t-Türk olmak üzere Orhun yazıtlarından itibaren Kutadgu Bilig, Divân-ı Hikmet, Atabetü’l-Hakayık, Nehcü’l-Ferâdis gibi eserlerde bulunan Oğuzca özellikler Kâşgarlı’nın ifadesi çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bunun yanında, doğrudan Oğuzcanın ilk ürünleri olan Eski Anadolu Türkçesi metinleri de bu çerçevede değerlendirilmiş ve Oğuzcanın XIII-XV. yüzyıllar arasındaki durumu da eski dönemlerdeki Oğuzca özelliklerle yeğnilik bakımından karşılaştırılmıştır.

Tarih/Yer:

29.6.2018.  (NECİP ASIM SALONU). 11.45-12.00